4 Mart 2012 Pazar günü Portekiz'in Faro şehrinde bulunan eşimi ziyarete gitmek üzere yola çıktım.
Yolculuğum sabah 07:30'da Bursa'daki evimden çıkarak başladı. Iberia Havayolları'na ait uçağım saat 17:20'de kalkacaktı ancak pistteki yoğunluk nedeniyle 1 saat rötarla kalkabildik. Yerel saat 21:00 civarında Madrid'e vardım.

Siz şimdi Portekiz'e gitmiyor muydun, Madrid'te ne işin var diye soracaksınız. Vizem İspanya vizesi olduğu için zorunlu olarak İspanya üzerinden Portekiz'e geçmem gerekiyordu.Madrid'ten Sevilla'ya direkt otobüs yoktu o saatte, mecburen Cordoba'dan aktarmalı gittim Sevilla'ya. Sevilla'ya vardığımda Faro'ya gidecek otobüsün kalkmasına 4 saat vardı. Ben de bu süreyi gezip alışveriş yaparak değerlendirdim. Dolaşırken 5 yıl önce öğrenciyken kaldığım evi buldum, ev sahibesiyle tanıştım. Müthiş İspanyolcamla(!) kendimi tanıttım, eşimle buluşmak için buraya geldiğimi anlattım. Benim için çok anlamlı bir ziyaretti.
Faro'ya 5 Mart Pazartesi yerel saat 19:00 civarında ulaştım. Eşimle başka bir ülkede buluşmak çok romantikti...Eşimin gemisine geçtik. Faro'da kaldığımız 5 gün boyunca hergün farklı yerleri dolaştık. İşte sizlere Faro'dan birkaç kare...
Portakal, Portugal'dan geliyormuş. Faro şehrinin içi de portakal ağaçlarıyla doluydu.
Faro, Portekiz'deki en eski yerleşim yerlerinden biri. Portekiz doğu ve batı olmak üzere 2 bölgeye ayrılmış. Faro Algarve yani Al-Garb(Arapça batı) tan türemiş olan batı bölgesinde yer alan küçük bir şehir.Yakınında km lerce uzanan kumsal var ama buranın Atlas Okyanusu'na kıyısı olduğundan denizi de genelde rüzgarlı oluyor.Aynı zamanda burada med cezir olayını görme fırsatım oldu. Belli bir saatten sonra su seviyesi birkaç metre azalıyor ve belli yerlerde çamur kalıyor. Bu sebeple gemiler de ancak su seviyesinin yüksek olduğu saatlerde limana giriş-çıkış yapabiliyor.
Liman yolundan bir panorama
Portekiz sokaklarında mutlu bir çift:)
Portekiz deyince akla ilk gelen şeyler futbol ve meşhur denizci Vaco do Gama. Denizcilikteki başarıları sebebi ile Doğu Timor, Brezilya, Angola gibi birkaç ülke uzun süre Portekiz'in sömürgesi durumunda olmuşlar.Bu ülkelerde bugün hala Portekizce konuşulmaktaymış. Ancak ülke geçmiş yüzyıllarda meydana gelen deprem, iç savaşlar ve kötü yönetim sebebi ile ülke bugün ekonomik krizin eşiğinde. Nereye baksanız balık, çapa, gemi figürleri var. Sokaklardaki arnavut kaldırım taşlarıyla bile balık figürleri yapılmış. E tabi böyle bir ülkede her türlü deniz ürünü bulabilirsiniz. Biz de öyle yaptık, birbirinden enfes deniz ürünlerinin tadına baktık.
07.03.2012

Burada bir de Bacalhau dedikleri kurutulmuş, tuzlanmış bir balık çeşidini çok tüketiyorlar. Marketlerde kg larca bachalau vardı. Bunları pişirmeden önce 1 gün suda bekleterek tuzdan arındırıyorlarmış. Ama çok kötü kokuyordu. Öyle ki bundan sonra kötü kokan birşeyle karşılaştığımızda ''bacalhau gibi kokuyor'' deyimini kullanmaya başladık:)
11 Mart Pazar günü yine Madrid'ten İstanbul'a döndüm harika anılarla. Aktarmalı olduğu için zor bir seyehat oldu ama buna fazlasıyla değerdi. Yolculuk esnasında İspanya, Malezya, Kanada ve Arjantin'den turist arkadaşlar edindim.
Tek başıma toplamda 8000 km lik bir yol katetmiş oldum, inanılmaz bir deneyimdi. Beni bu konuda cesaretlendiren eşime bana bu fırsatı verdiği için binlerce kez teşekkür etmek istiyorum. İleride çocuklarımıza anlatacağımız harika anılarla Portekiz(Faro) seyehati notlarıma burada son veriyorum. Kalanı kişisel ajandamda ve kalbimde saklı;)