25-26 Mayıs tarihlerinde İzmir Kaya Termal Otel'de Kalder tarafından düzenlenen 12.Mükemmelliği Arayış Sempozyumu'na katıldım. Eczacıbaşı, Turkcell, Netsis, Bosch, Siemens gibi firmaların birbirinden başarılı yöneticilerinin paylaşımları ufkumuzu genişletti doğrusu…
Ahmet Şerif İzgören ve Sunay Akın'la da tanışma ve konuşmalarını dinleme fırsatım oldu. Bu vesileyle A.Şerif İzgören'in ''Avucumdaki Kelebek'' kitabını kendisine imzalatarak almayı da başardım:) Kendisinin ''Uğur Böcekleri'' projesini de destekliyorum. Birilerinin böyle şeylerle uğraşıyor olması ülkemizin geleceğini aydınlatıyor.
Sunay Akın’ın konuşmasına gelince…Tek kelimeyle muhteşemdi! Tarih, bugün ve gelecek ancak bu kadar iyi bağlanırdı birbirine… Gelecek için geçmişi bilmenin, bugünü iyi yorumlamanın, değerlerimize sahip çıkmanın önemini anlattı biz büyüklere…‘’Özgürlüğü elinden alınmış çocuğa ‘büyük’ derler’’ dedi. Gitmiş olduğu ülkelerden alarak bir araya getirdiği oyuncak koleksiyonunu sergilediği İstanbul’daki Oyuncak Müzesi’ni ilk fırsatta ziyaret etmeyi planlıyorum.
Ben de bu etkinlikte şirketimizde yürütmüş olduğumuz bir projenin sunumunu yaptım.
'’Gerçek keşif yeni diyarlar bulmak değil, yeni gözle bakmaktır’’
Marcel Proust
Her tercih bir vazgeçiştir çünkü...
Sabah işe gitmekle, yatakta nefis bir miskinlik fırsatından vazgeçmiş olursunuz.
Kalkar kalkmaz hayat bin bir seçeneği dayar burnunuzun ucuna... "Ne giysem" telaşından, öğle yemeğinde "Ne alırdınız?" diye başucunuzda biten garsona, "hangi kanaldaki filmi izlesem" kararsızlığından "bize oy verin" diye bağrışan partilere kadar her şey, herkes, her an sizi ısrarla bir tercihe zorlar.
Yastığınıza teslim olmuşsanız, belki dışarda ışıl ışıl bir günden vazgeçmiş olursunuz. Bahar esintileri taşıyan bir elbise belki o gün yaşamınızı ışıldatabilecekken, ağırbaşlı bir sadeliğe karar vermekle muhtemel bir tanışıklığı tepersiniz. Belki yemediğiniz musakka, ısmarladığınız İzmir köfteden daha lezzetlidir. Ya da öbür kanaldaki film, o anki ruh halinize daha uygundur. Ama yaşam, vazgeçtiğiniz şeye ilişkin ipucu vermez. Geri dönüp, o günü gökkuşağı desenli bir elbiseyle yeniden yaşama şansınız yoktur. Bu seçim oyununda vazgeçtiğiniz şey, seçtiğinizden daha değerliyse pişmanlık kaçınılmazdır. Ama neyin değerli olduğunun kararı da yine size aittir. Ve vazgeçtiğiniz şey bazen bir saray, bazen şöhret sahnesinin parıltılı neonları da olsa, çoğu zaman gözünüz hiç arkada kalmaz. Çünkü duvarlarına sevdiğinizin kokusu sinmiş bir ev ya da sevdiğiniz kadınla paylaşamadığınız bir saray sizin borsada kolay feda edilebilir değerlerdendir. Hayata bir başka gözle bakmayı öğrendiyseniz, bu seçimde kazandıklarını sananlara yalnızca acıyarak gülümsersiniz.
Her şeyin sıradanlaştığı bir dünyada bazen kaybetmek en doğru seçimdir.
Ve o dünyada en yerinde tercih; vazgeçiştir.
Can Dündar
Bir bilge, bir göletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip, tam su içecekken kaçması dikkatini çeker. Dikkatle izler olayı. Köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki yansımasını görüp korkmaktadır. Bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi yansımasını görmediği için suyu içer. O anda bilge düşünür:
-Benim bundan öğrendiğimm şu oldu,der.
-Bir insanın istekleri ile arasındaki engel, çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu aşarsa, istediklerini elde edebilir.
Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı olduğunu görür. Asıl öğrendiği şey, insanın bir bilge bile olsa bir köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur. Bu yüzden ne varsa paylaş, senden de öğrenilecek bir şeyler vardır diğer insanlar için...
Her insanın bir hikâyesi ve söyleyecek bir sözü mutlaka vardır.